Prostat kanseri önlenebilir 

Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Koyuncu, erken tanı ile prostat kanserinden kurtulmanın diğer kanser türlerine göre daha yüksek olduğunu söyledi.

Prostat kanseri önlenebilir 
banner2

Prostat, idrar kesesinin çıkışına yerleşmiş, dış idrar kanalını (üretra) saran, kestane benzeri, salgı üreten bez yapısında bir organ. Prostat bezi 30 yaş itibariyle mikroskopik olarak her erkekte büyümeye başlıyor. 50'li yaşlar civarında ise bireysel faktörlere göre değişmekle birlikte (genetik yapı, erkeklik hormonu düzeyi, beslenme alışkanlıkları) iyi huylu büyümenin bir sonucu olarak idrar kesesini tıkayıcı etkileri başlıyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Koyuncu, prostatla ilgili bilgiler aktardı.

Koyuncu, prostatın iyi huylu büyümesine bağlı olarak, sık idrar gitme, gece idrar kalkma, idrar hemen başlayamama, kesik ya da çatallı idrar yapma, idrarın tam bitmemiş hissi, idrar yaparken yanma hissi, idrara aniden sıkışma, idrar kaçırma şikayetleri görülebildiğini kaydetti.

Erkeklerin prostat kanserine yakalanma olasılığı yüzde 10-12

Prostat bezinin iyi huylu büyümesinin yanı sıra prostat hücreleri yaşla birlikte kanserleşebildiğini belirten Koyuncu, “Tüm erkeklerin yaşam boyu prostat kanserine yakalanma olasılığı yaklaşık yüzde 10-12 olarak bildirilmektedir ve prostat kanseri erkeklerde ikinci en sık görülen kanser türüdür. Ancak erken tanı ile prostat kanserinden tamamen kurtulma ihtimali (kür şansı) diğer birçok kanserden daha yüksektir. Prostat kanserinde erken tanı için, ailede 1. derece akrabalarında prostat kanseri öyküsü olanlarda 45 yaş itibarıyla, olmayanlarda ise 50 yaş itibarıyla yılda bir kez parmakla prostat muayenesi ve kanda PSA tayini yapılmalıdır” ifadesini kullandı.

PSA’nın (prostat sepsifik antijen) prostat hücrelerinden salgılanan semenin sıvılaşmasını sağlayan bir enzim olduğunu aktaran Koyuncu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Normalde prostatik kanallarda ve menide kanda bulunduğundan çok daha fazla miktarda bulunur. Fakat prostatın hücre bütünlüğünün zarar gördüğü bazı durumlarda kana geçişi artar ve kandaki değeri yükselir. Prostat kanserinde seviyesi artar. Prostat kanserinde kandaki PSA seviyenin yükselmesinin sebebi de tümöral dokuların prostat hücre bütünlüğünü bozmasıdır. PSA değerine kan örneği alınarak (kan tahlili) ile bakılır. PSA prostat kanseri dışında, idrar yoluna sonda takılması, sistoskopi (mesanenin kameralı sistemle görüntülenmesi), boşalmanın hemen sonrası, prostat iltihabı, prostat biyopsisi alınması, prostat ameliyatları sonrası ve prostat masajı sonrası geçici de olsa yükselebilmektedir.”

Koyuncu, PSA’nın hangi değerde olursa kanser yoktur sorusuna cevap vermenin zor olacağını kaydederek, “PSA değerinin 1 ng/ml nin altında olduğu çok düşük değerlerde bile yüzde 6.6 hastada prostat kanseri bulunabilmektedir ve PSA değeri arttıkça kanser görülme oranı artmaktadır. Genel olarak tüm dünyada kabul gören gerçek ise, PSA değerinin erişkin yaşta 2.5 ng/dl’nin altında olmasının normal olarak kabul edilebileceğidir. PSA değeri yüksek olarak saptandığında yaş,prostat boyutu ve PSA yüksekliğine yol açacak diğer durumlar göz önünde bulundurarak değerlendirilmesi gerektiği en önemli noktalardan bir tanesidir. Sonuç olarak her PSA yüksekliği kanser olduğu anlamına gelmediği gibi düşüklüğü de kanseri ekarte ettirmek için yetersiz kalır. Değerleri normal sınırda olan her 5 hastadan 1’inde prostat kanseri tespit edildiği unutulmamalıdır. Bu sebeple prostat kanserinin teşhisinde PSA değeri ile birlikte parmakla prostat muayenesi gündeme gelir” değerlendirmesinde bulundu.

BİHA



YORUM EKLE