Ömrünü eğitime adayan Urfalı öğretmen...

Şanlıurfa’da 1960’lı 70’li yıllarda öğretmenlik yapan ve kentin ilk kadın öğretmenleri arasında yer alan Edibe Kahya Aydın’ın eğitime katkılarını, Urfa anılarını ve unutulmazlarını konuştuk. İlk ders gününde kendinden yaşça büyük öğrencilerinin olduğunu anlatan Öğretmen Aydın öğretmenlere sevginin gücünü barındıran bir öğüdü var: Çocuğa kalbini ver ondan her şeyi iste!

Ömrünü eğitime adayan Urfalı öğretmen...
banner2

Takvimler 4 Temmuz 1949’ı gösterdiğinde dünyaya gözlerini Şanlıurfa’da açtı Edibe Aydın Kahya. Pek çok Urfalı kadından farklı bir hayatının olacağından habersiz, hala kız çocuklarının eğitim hayatındaki oranlarının erkek çocuklarına daha düşük olan bir coğrafyada ailesinin de büyük bir desteği ile okula gitti. 17 yaşında Urfa Kız Öğretmen Okulu’nu birincilik ile bitirdi. Öğretmen Aydın’ın o günden sonra yepyeni bir dönem başladı. Artık öğretmendi ancak karşısında bir engel vardı. Öyle ki istifa kararı almak zorunda kalmıştı. O günleri şu sözlerle anlatıyor Öğretmen Aydın:

“Öğretmen okulunu bitirince yeni mezunları mecburi hizmet için köylere gönderiyorlardı. Ben yatılı okumadım. Yani mecburi hizmetim yoktu. Babam beni köye göndermek istemedi. İstifa dilekçemi yazdım. Milli Eğitim müdürlüğüne gittim. ‘Sen istifa etme, senin atamanı şehre yapalım’ dediler. Çünkü okul birincisi olarak diploma törenindeki konuşmayı ben yapmış ‘Türk Bayrağı’nın dalgalandığı her yerde görev yaparım’ demiştim. Hala aynı heyecanı duyuyorum. Git desinler en ücra köye giderim.”

Dediklerini de yaptılar. Öğretmen Aydın merkezde bir okula atandı.

“56 yıllık öğretmenim. İlk görev yerim Urfa Yakupkalfa İlkokulu 1966-1969 yılları arasıydı. Daha sonra da Urfa Vatan İlkokulu’nda 1969-1974 yılları arasında görev yaptı. Ben Urfa Kız Öğretmen Okulu’nun 3. mezunuyum. Benden önce mezun olan Urfalı kadın öğretmenler vardı. Benim görev yaptığım Yakupkalfa İlkokulu’nda benden başka bir kadın öğretmen daha atanmıştı. Yani okulda 2 kadın öğretmendik.“

Hiçbir öğretmenin unutması mümkün olmayan o ilk ders gününü, Öğretmen Aydın da unutamıyor. Gözyaşlarıyla başlamıştı ilk ders günü. Bunun en büyük sebebi ise kendinden büyük öğrencilerinin olması…

“Okulu bitirdiğimde 17 yaşındaydım. Devlet memuru olmak için 18 yaşında olmak gerekiyordu. Bu nedenle mahkeme karar ile yaşımı büyütmüştüm. Göreve başladığım gün beni 5’inci sınıf öğretmeni olarak görevlendirdiler. Sınıfa girdiğimde öğrenciler 15-18 yaşlarında öğrencilerdi. Doğdukları gün  nüfusa kaydedilmemişler. 12-13 yaşında ilkokula başlamışlar. Bu öğrencileri görünce ağladım. Okul müdürüne gittim. Bana birinci sınıfa verin dedim. İsteğimi yerine getirdiler. O günü hiç unutamam.”

Hayatlara dokunmak ve bu hayatlara yön vermek öğretmenlik mesleğinin doğasında var. Öğretmen Aydın da onlarca öğrencisinin ve ailelerinin hayatlarına çok daha rahat yaşamaları adına bir pusula misali yön vermişti. Aralarında unutumadıkları vardı:

“Babası ölen bir öğrencimin annesi maddi olarak çok zorluk çekiyormuş. ‘Evde iç çamaşır, çorap satmak istiyorum. Fakat okuma yazma bilmiyorum. 15 yaşındaki kızım da bilmiyor. Satmak istediğimiz ürünü alanların adlarını, borçlarını, yazabilmek için okuma yazma bilmemiz gerekiyor. Kızı mı da sizin sınıfa göndersem olur mu?’ dedi. Bu teklife ‘evet’ dedim. Benim masama yakın bir sıra koydum. Zehra okula geldi. Bir hafta sonra arkadaşı Firdevs, sonra da Kadriye geldi. 15 yaşındaki 3 öğrenci benim 62 öğrencimle birlikte derse katılıp okuma yazma öğrendi. Mahmut Öncel’in annesi evde çamaşır satarak geçimini sağladı. Mahmut ile hala görüşüyorum. Hayata dokunuş böyleyse, hayatları devam ettirebilmenin kapısını açtım.”

Şanlıurfa’da yarım asır öncesi öğretmenleri zorlayan konular arasında içme suyundan okuldaki ekipmanlar olurken Öğretmen Aydın’ın en çok zorlandığı konular ise veliler olmuş:

“Beni en çok zorlayan velilerin okulu önemsememeleri çocuklarıyla ilgilenmemeler oldu.”

Öğrencileriyle ilişkileri okul sıraları ile sınırlı kalmayan Öğretmen Aydın 1966-2009 yılları arasında görev yaptığı süre boyunca binlerce öğrenciyle iletişim kurmuş, kimileri ile arkadaş dost, kimileri ile aile gibi olmuştu. Kendi ifadesiyle ciltlerce kitap yazacak kadar anısı vardı öğrencileriyle…

“İlk öğrencilerim 1959 doğumlu son öğrencilerim 1998 doğumlu okuttuğum öğrencilerimin yarıdan fazlası ile görüşüyorum. Doğum günlerini kutluyorum. Nikah şahitleri oluyorum.”

Memleketinde görev yapmanın gururu ve sevincini hep içinde taşıyan Öğretmen Aydın, “Bugün bir kez daha şans verilse yine Şanlıurfa’da öğretmenlik yapmak ister miydiniz?” sorumuza ise şöyle cevap veriyor:

“Evet hem de seve görev yaparım.”

Öğretmen Aydın, eğitime sadece öğretmenlik yaparak katkı sunmayan bir isim. Ders kitapları hazırlamış, şiirler yazmış, dergilerde yazılar yazmış ve mesleğinde en iyiler ödülünü almış. En güzel hazinelerinden biri ise yarım asır önce ilk öğretmenlik yaptığı “Sevgilim” dediği okulu Yakulkalfa’ya kurduğu kütüphane…

“Herkes sevgilisi ile ilk tanıştığı yeri unutmaz. Fırsat buldukça oraya giderek anılarını tazeler. Urfalı bir kızın o yıllarda sevgilisi olması imkansızdı. Benim aşkım mesleğim oldu. Ben de meslek aşkımın başladığı yeri her Urfa’ya geldiğimde mutlaka ziyaret ederim. Kütüphane meslek aşkımın başladığı yerdir. Bu da anılarımın ve hayallerimin kanıtıdır.”

Her fırsatta Şanlıurfa’ya gelen Öğretmen Aydın kentte yılların değişimine de yakından tanıklık ediyor. Onun gözünden Şanlıurfa’daki en önemli değişimler şöyle:

“Hızlı nüfus artışı, köyden kente göç eden öğrencilerin şehir hayatına uyum sağlamamaları, yetersiz beslenme, çocukların tarım işçisi olarak çalıştırılması nedeni ile öğrencilerin okula devamsızlığı…”

Öğretmen Aydın’ın öğrencilere altın değerinde tavsiyeleri de var:

“Hangi şartlarda olursanız olun, okula devamsızlık yapmayın. Elinize geçen kitap, dergi ne varsa okuyun. Çünkü okuyan dinlediğini anlar, okuduğunu anlar, düşündüğünü yazar. Öğretmenlerinize saygılı olun. İyi bir insan olmanın kurallarını hayatınızın felsefesi yapın.”

Sevginin gücünün üstünlüğüne inanan Öğretmen Aydın atanan, Urfa’ya atanacak öğretmenlere de şöyle sesleniyor:

“Öncelikle Urfa’ ya atanan öğretmenlerin güneydoğu kültüründe yetişmiş, güneydoğu iklimine adapte olmuş öğretmenler olmalı ki veli ile iyi iletişim kurabilmeli.  Öğrencinin aile yapısını, yaşama koşullarını öğrenmeli ki öğrenciyi iyi tanısın. Evde sorunu olan çocuk dersi dinlemez. İsteyip de alma gücü olmayan çocuk mutsuz olur. Çocukları sevsinler, yaptıkları işin önemini kavrasınlar. Zorluklarla mücadele etmesini bilirlerse Urfa onları bağrına basar. Son olarak şunu söylemek istiyorum. ÇOCUĞA KALBİNİ VER ONDAN HERŞEYİ İSTE!”

BİHA


YORUM EKLE