Siyasetin kişiselleştirilmesi bağlamında 145 yıllık demokrasi mücadelesinin altında yatan ihanet?

Siyasetin kişiselleşmesiyle anlatılmak istenen, parti odaklı bir süreç arz eden siyasal kampanya faaliyetlerinin artık daha çok aday veya lider odaklı ilerlemesidir. 

Thomas Meyer “Medya Demokrasisi” isimli kitabında medya araçlarının gelişimi ile birlikte siyasetin kişiselleştiğini ve artık lider veya siyasal aktörlerin tiyatrosalbi zemin üzerinden kampanya yürüttüğünü ifade etmiştir.

Tiyatrolaştırma modeli şeklinde tabir edilen medya süzgeci sistemindeki kişiselleştirme ise ülkenin siyasal kültüründe ve tarihsel doğuşunda var olan eğilimlerin ve unsurların, figür üzerinde dilsel ve imajsal şekilde cisimleşmesidir.

Tiyatrosal zemin üzerinden tarihsel unsurlar ile bağlantılı şekilde ortaya çıkarılan siyasetin kişiselleştirilmesi unsuru, figürler üzerine yapılan benzetmelerle de desteklenmektedir. Bu husus, Trump’ın ön başkanlık seçimi sürecinde konuşma içeriklerine göre Hitler’e benzetilmesi örneği ile desteklenebilir

Millet İttifakının İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Aday Ekrem İmamoğlu seçim sürecinde yaşanan aksaklıklar neticesinde bir açıklama yaparak “biz 145 yıldır demokrasi mücadelesi veriyoruz. 145 yıllık mücadelemizde illaki hatalarımız olacak” şeklinde bir açıklama yapmıştır. 

Söz konusu açıklama sonrasında İmamoğlu “ I. Meşrutiyet'in ilanını kasdettiğini” ifade etmiş fakat; I. Meşrutiyet'in ilan tarihinin 1874 değil 1876 olduğunu gözden kaçırmıştır. İmamoğlu’nun bahsettiği dönemde ise Sultan Abdulaziz hainler tarafından tahtan indirilmiş ve daha sonraki süreçte intihar süsü verilerek öldürmüştür.

Sultan Abdulaziz tahttan indirildikten sonra yerine kısa bir süre kardeşi 3. Murat getirilmiş ve 90 günlük periyot sonrası ise Sultan 2. Abdülhamit tahta geçerek İslam’ın 113. Halifesi ve Osmanlı İmparatorluğu’nun 34. Padişahı olmuştur. İmamoğlu söz konusu açıklamayı yaparak Recep Tayyip Erdoğan’ı cisimleştirerek 2.Abdulhamid’e benzetmiştir.

Bu bağlamda İmamoğlu’nun asıl söylemek istediği husus ise tam bu noktada göze çarpmakta ve siyasetin kişiselleştirilmesinin ortaya çıkmasına katkı sağlamaktadır. Bilindiği üzere Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile 2. Abdulhamid’in siyasal hayatlarında birçok benzer nokta bulunmaktadır. Söz konusu bu benzerliklere örnek verilirse;

Osmanlı tarihinde ilk kez meşrutiyet yönetimine Abdülhamid; Türkiye’de ise ilk başkanlık yönetimi Recep Tayyip Erdoğan ile geçilmiştir. Osmanlı Devletinde ilk anayasa Abdülhamid’le başlarken; Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte ise Türkiye Cumhuriyeti’nde Referandumlarla ilk sivil bir anayasa yapmak sürecine girilmiştir. Abdulhamid; Sayısız okulla, postacılık, müzecilik, kütüphanecilik ve demiryolları ile modernleşmeyi başlatırken; Erdoğan ise Türkiye tarihinde en uzun bölünmüş yolların, demiryollarının ve son teknoloji altyapı yatırımlarının en yüksek seviyede atıldığı bir döneme öncülük etmiştir.

İmamoğlu savunduğu ideoloji gereği siyasetin kişiselleştirilmesi sürecine girerek 2. Abdulhamid ve Recep Tayyip Erdoğan benzerliğine dikkat çekmiştir. İmamoğlu’nun asıl söylemek istediği husus ise çok daha derinlerde yatan bir argümanı ortaya çıkarmaktadır.

İmamoğlu ve İmamoğlu’nun bağlı bulunduğu siyasal hareket “İstanbul’un alınması dahilinde Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasal anlamda gücünün düşeceğine” devamlı olarak atıfta bulunmakta ve bunu ana argüman olarak kullanmaktadır.

İşte tam bu noktada Jön Türklerin 2. Abdulhamid gibi kudretli bir “Han”ı tahttan indirerek Anadolu coğrafyasını sömürgecilere teslim etmesi hususu ile Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığını yaptığı Akparti’nin seçimi kaybederek içerisinde dhkp-c, pkk ve bilumum dış destekli bir ittifaka yani sözde “Millet ittifakı”na teslim etme hususu birbirine tabandan paralellik göstermektedir.

Bu noktada değinilen konular üzerinden bir çıkarım yapacak olursak; İmamoğlu, kendini ve bağlı bulunduğu “Millet İttifakı”nı “Jön Türkler”e benzetme eğilimine girerken Recep Tayyip Erdoğan’ın 2 Abdulhamid ile benzerliğine dikkat çekmiştir. Umarım söz konusu süreçte Cennetmekan Abdulhamid Han’a yapılan ihanet Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a yapılmaz.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ali Doğan
Ali Doğan - 2 yıl Önce

Allah cc zalimlerin kurdukları tuzakları başlarına yıksın.

Destekten TR

Destekten TR