SALGINDAN SONRA...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kovid-19 hakkındaki açıklamalarında özellikle dikkatimi çeken ve sıklıkla vurguladığı bir cümle var: “Dünyada hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”

Elbette bu cümleyi, yalnızca Cumhurbaşkanı Erdoğan ifade etmiyor.

TV programlarında, sosyal medyada ve gazetelerde benzer ifadelere çok sık rastlıyoruz.

Peki bu bir uyarı mı, öngörü mü yoksa bir mesaj mı?

Öncelikle şunu belirteyim. Kesinlikle bir komplo teorisi peşinde değilim. Zaten şu sıralar yeterince komplo teorisine maruz kalıyoruz. Benim yapmaya çalıştığım, bu süreci ve sonrasını bir çok açıdan (siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel vs.) ele almak. Bunu yaparken elbette ki kendi gözlemlerimi ve öngörülerimi aktaracağım.

1) Öncelikle bizi nasıl bir siyaset ortamı bekliyor?

Uluslararası ilişkileri belirleyen mevcut kavram ve paradigmalar, yeni süreci ifade etmekte yetersiz kalacak ve küresel siyaseti yeni sürecin ruhuna uygun kavram ve paradigmalar belirleyecek! Yeni kavram ve paradigmaların neler olacağını şuan kestiremesek bile mevcut kavram setinin yarının dünyasını anlamlandırmakta yetersiz kalacağı gün gibi aşikar!

Özellikle...

Belli çevrelerce desteklenen ve etki alanı gittikçe genişleyen küreselleşme ideolojisi bu salgınla birlikte ağır bir darbe aldı. Küreselleşmenin ve buna aracılık eden kuruluşların varlığı şimdiden sorgulanır hale geldi. Küreselleşmenin önüne geçmek imkansız olsa da bu hız ve tempoda devam etmeyeceği naçizane öngörüm.

Bilhassa küreselleşmenin geri plana itmeye çalıştığı ulus devlet modeli yeni süreçte daha güçlü bir imaj kazanacak! Ulus devletlerin her birinin, kendi başının çaresine bakmak zorunda kaldığı bu zor sürecin sonunda elbette bu durumun devletlerin politikasına da yansımaları olacaktır.

Ulus devletlerin (her alanda olmasa da) birçok alanda kendi kendine yeterliği konusu, iç siyasetin de belirleyici bir faktörü olacak! İktidara talip partilerin veya siyasetçilerin vaatleri arasında, olağanüstü koşullarda nasıl bir politika izleyeceklerine dair bir programları olmazsa olmazlar arasında olacaktır!

Mevcut siyasal birliklerde ayrışmalar ortaya çıkabilir. Özellikle AB’nin bu süreçte, İtalya özelinde verdiği sınav oldukça başarısızdı. İtalya Başbakanı Conte’nin, virüs salgınının yayılmasından sonra AB’nin İtalya’yı yalnız bıraktığına dair sert demeçleri günlerce basına yansıdı. Brexit’le başlayan çatırdama, bu sürecin de etkisiyle birlikteki ayrışmayı hızlandıracak işaretler veriyor!

BM, DSÖ gibi uluslararası kuruluşların rolü ve etkisi sorgulanır hale geldi. Özellikle DSÖ’nün salgındaki başarısız sınavı, bu kurumun güvenirliğini oldukça sarstı. ABD Başkanı Donald Trump, DSÖ’ye verdikleri fonu keseceklerini ifade etti. Bu kuruluşların ortadan kalkması söz konusu olmaz elbette ancak yeni dönemin ruhuna uygun bir revizyondan geçmeleri zaruri hale gelecek!

Burada kısaca değindiğim her bir maddenin açıklamaya muhtaç olduğunu ve içinin doldurulması gerektiğini farkında olsam da bir köşe yazısı için sınırlarımı fazlasıyla zorlamış bulunuyorum. Bir sonraki yazıda buluşmak dileğiyle, sağlıkla kalın!

YORUM EKLE